Category Archives: Uncategorized

Baslangici baska, sonu baska bir yazi..

Baskalarinin sayfalarini okudukca daha da iyi farkediyorum. Hepimizin hayatinda guzel anlar, kotu anlar var. Hepimizin aklinda surekli dusundugu birseyler var. Hepimiz kimi zaman gozyasi dokuyoruz, kimi zaman kahkahalar atiyoruz. Herkes farkli yollardan geciyor belki ama hepimizin ortak paydasi yani insani duygularimiz var. En yakinlarimiz da dahil herkese, aslinda, sadece hayatimizi gostermek istedigimiz gibi sunuyoruz. Ben buraya simdiye kadar yasadigim mutluluklari–ki cok sukur sansliyim bu konuda– veya unutamadigim anlari yazsaydim, ozenilesi, istenilesi, yasanilasi bir hayatim varmis gibi gelecekti okuyanlara. Ki dogru, oyle bir hayatim var. Ama onun yerine aklimdan gecen sorulari, yerli yersiz endiseleri, karamsar dusuncelerimi yazarsam da hayatim zor ve yorucu gibi gelecekti okuyanlara. Ki bu da dogru, oyle bir hayatim var.

Sadece benim degil aslinda, herkesin…Hepimizin zor ve yorucu ama ayni zamanda yasanilasi ve mutlu ve ozenilesi hayatlari var. Cogunlukla bu iki durumu birbirinden ayirmak cok guc aslinda. Ayni gun icerisinde kendinizi sansli varsayarken saatler sonra cok yipratici bir hayatiniz oldugunu dusunebilirsiniz. Bunlarin hepsi dogru aslinda.

Sonucta son zamanlarda kafa patlattigim her konunun sonu suna variyor: Tek bir dogru yok. Herkesin kendi dogrusu var. Boyle olunca da kimsenin kimseye ahkam kesmeye, akil vermeye, hayatini elestirmeye hakki da yok gibi geliyor. Aslinda bu bile benim dogrum, baskasina yanlis gelebilir:) Sonu olmayan bir dongu yani.

Baslarken aklimdaki dusunce ozetle suydu, baskalarinin gozundeki ‘biz’ aslinda bizim onlara yansitmayi tercih ettigimiz ‘biz’iz. Sikintimizi paylasmak istiyorsak, ‘dertli’ olmayi tercih ediyoruz onlarin gozunde, dinlemeyi tercih ediyorsak da onlara ‘dertli’ gozuyle bakiyoruz. Ah, bir vazgecebilsek herhangi bir gozle bakmaktan birilerine. Keske birilerine sadece insan gozuyle, onyargisiz, tarafsiz bakabilsek.

Keske kendi kafamizdaki dogrulari baskalarina kenarindan kosesinden dikte etmesek.

Keske boyle yetistirilmesek en azindan.

Su dogrudur, bu yanlistir denmese bize buyurken.

Veya oyle bir egitilsek ki sorgulamayi akil edebilsek bize ogretilen dogruyu da yanlisi da.

Keske …

Yaramin kabugu

+Nedir bu?

– Icinde yaramin kabugu var..

+ Yaranin kabugu mu?

– Dusundum ki fotograftan iyidir, fotografa bakar bakar alisirsin, ama yara oyle degildir, etimden bir parcadir, ne zaman baksan acirsin.

+ Insan sevdigine yarasini verir mi?

Vizontele

Unutuyor

Insan unutuyor dogdugunda herkesin tertemiz ve esit dogdugunu. Herkesin hayatin farkli yollarindan gecerek bugun olduklari insan oldugunu unutuyor. Belki de kolayimiza geldiginden dolayi sucu baskalarina atiyoruz hep. Oysa suclu yok sanirim. Sonuc olarak hepimiz koskocaman bir okyanustayiz aslinda. En guclu olan kazaniyor. Hayat zorlastikca biz de daha kalin bir kabuga siginiyoruz. Hayat bize bir sinav sundukca biz de hayatta kalabilmek icin daha cetin oluyoruz. Sonrasinda firtina durulunca biz de yaralarimizla, kabuklarimizla, hic kesfetmedigimiz yepyeni yonlerimizle kosemize cekiliyoruz. Ne zaman hayat mucadelesi durulsa, biz baskalarina odaklanmaya basliyoruz yeniden. Elestiriyoruz…Unutuyor insan, hayat bizi yoguruyor bir hamur gibi. Olmak istemedigimiz veya tercih etmeyecegimiz sekillere sokuyor. O yuzden “hirsli”, veya “kiskanc”, veya “ciddi”, veya “somurtkan”, veya “soguk”, veya “kotu” oluyoruz. Sanki biz hic kendimizi savunmak zorunda kalmamisiz, sanki biz hic kendimize zirh gibi kabuklar ormemisiz gibi baskalarinin kabuklarini yargiliyoruz. Unutuyoruz dogdugumuzda hepimiz tertemiz ve esittik. Bugune kadar gelirken karsilastigimiz yollar, cikmazlar, zorluklar her birimizi bugunku kisiligimize getirdi.

Unutuyor insan kimse istemez “hirsli”, veya “kiskanc”, veya “ciddi”, veya “somurtkan”, veya “soguk”, veya “kotu” olmayi.

Unutuyoruz.

B_Y

Bir Nefes, Bir Cumle

Dogrulmak gerekli,
Ben buradayım demek gibi degil, otekine.
Sadece dogrulmak:
Ben buradayım demek gibi,
Kendine.
Baskasina degil.
Once kendi durusunla,
Kendine ispat etmek belki de,
Varligini ve varolma istegini.
Dogrulmak gerekli.
Egri durmaktan kurtulmak.
Durus.
Nefesini hissetmek.
Ve aldigin nefesi ozgurce geri vermek.
Nefes alabilmek ve aldirabilmek icin dogrulmak.
Once sessiz,
Sonra cumlenle.

?

Ne oldu da ben buluttan nem kapar oldum bilmiyorum.

Hangi gun hangi saatte yalniz hissettim kendimi ki, baskalarinin hayatindaki yerimi merak eder oldum.

Ne zaman basladim yanlis anlamaya herkesi.

Hangi gundu mantigimin beni terkedip gidisi.

Ne olmustu da tak etmisti canina bulamiyorum.

O gun bugundur biri kanatsin diye yaralarimi acik tutuyorum.

Onlar istemeseler bile ben kendi kendime kanatip, onlara kiziyorum.

Ne zamandan beri ben bu kadar kirilgan, baskalari bu kadar duyarsiz oldu gozumde bilmiyorum.

Hic bir fikrim yok ne oldu sapasaglam attigim temellere, baskalarina dayanmayan sutunlarima…

Ne oldu da mutlulugu baskalarinda arar oldum.

Dusunuyorum, dusunuyorum bulamiyorum.

Birisinin birseysi

Kucuklukten beri hicbir zaman sevmemisimdir “birinin birseysi” olmayi…Birileri beni anlatirken kendi adimla ansin, adim onlara gerekeni anlatsin istemisimdir. Bahsettigim sey ” Seref amcanin torunu” olmak degil tanimadiklarinin arasinda. Bahsettigim, seni taniyanlarin gozunde “birinin birseysi” olmak.

Tam da kendimi kendi kendime “birsey” olduguma ikna etmisken, sanki yeniden “birinin birseysi” olacakmisim gibi geliyor. Tanimadigim, bilmedigim belki hic karsilasmayacagim insanlarin beni sadece “birinin birseyi” olarak goruyor veya gorecek olmasi fikri deli ediyor beni.

Anlamsiz gelecek bunlar bana birgun biliyorum. Su an dahi geliyor. Boyle gelmis, boyle gidecek belki de. Ben de kabul edecegim hayat boyu mutlaka birileri icin “birisinin birseysi” olacagimi ama onemli olanin deger verdiklerimin beni gormelerini istedigim gibi gormeleri oldugunu. Birgun adapte olacagim bir anda benim kontrolum disinda bana yuklenen sifatlara. Bir gun gelecek bugun koydugu kadar koymayacak.

Kimlik karmasasi

Dusunuyorum dusunuyorum isin icinden cikamiyorum…

Dogdum, annemin babamin evladi, abimin kardesi oldum…

Buyudum, okula gittim, onceden tanimadiklarimin dostu, yoldasi oldum…

Lise bitti, universiteye gittim, muhendis oldum…

Yillarca kendimi tanimladigim kimliklerime yenilerini ekledim. Kucukken sadece annemin kiziyken, kimi zaman bir futbol takiminin taraftari olmayi kendime kimlik belledim. Sonra universitemle, sonra ulkemle ozdeslestirdim kendimi…Ama bunlarin hepsinde sabit olan birsey vardi.

Ad ve Soyad.

Altina hangi imzayi atsam da, kendimi hangi kimlikle ozdeslestirsem de ayniydi adim ve soyadim.

Sanki adim soyadim yol haritam gibi benim, nereden geldigimi gosteriyor, icinde simdiye kadar kullandigim tum kimliklerimi barindiriyor, nereye ait oldugumu gosteriyor. Insan kafa yormadikca degerini bilmiyor…

Ad ve Soyad.

Her daim dusunmeden cevapladigimiz en basit iki sorunun yaniti.

Adim ve soyadim.

Benim gecmisim, bugunum ve yarinim!

Kurt dusuren diyaloglar

Hani birilerine ne cevap gelecegini bildigin halde sorular sorariz ya bazen, sormamizin amaci aslinda sordugumuz seyin aksini duymaktir veya o konuda hassas oldugumuzu hissettirmektir.

+ “Hic guzel olmamis saclarim, degil mi?”

– ” Aaa, hayir cok guzel olmus bence, sana cok yakisiyor bu sac…”

veya

+ “cok sismanim ya, ne giysem yakistiramiyorum kendime”

– ” hic de degil, gayet guzel gozukuyorsun” gibi…

Bir de bu diyaloglarin beklenilen cevabi alamadan sonuclananlari vardir ki hic bir zaman akil erdiremem ic rahatlatmak yerine icine kurt dusurmeyi tercih etmek nedendir diye…Mesela:

+ “Agirsa ben aliyim elindeki torbalari?”

– “Agir olsa yere koyardim zaten” demek ” Yok sagol agir degiller cok” yerine, VEYA

+ “Kusura bakma biraz gec geldi senin yemegin”

– “Onemli degil” demek ” Olur mu, lafi olmaz” yerine…