Ozgurluk ve Yalnizlik

ozgurluk

Bu aralar sık sık ozgur olmakla yalnız kalmak arasındaki baglantıyı dusunuyorum.

Birilerinin senin hayatınla ilgili gereksiz bir yorum yapmasını istemedigin icin hayatının o kısmına kimseyi dahil etmiyorsun. Bir bakıyorsun ki kimseyi dahil etmemek icin giydigin gard sana ozgurluk sundugu kadar seni yalnızlastırıyor da. Herseyi kimseden yardım istemeden tek basına basarman gerekiyor.

Kimse zorlandıgını bilmiyor cunku herkesi zorlandıgını gormeyecekleri bir mesafede tutuyorsun. Zorlandıgını gorurlerse cok inanarak yurudugun, kendi sectigin yolla ilgili kotu dusunmesinler diye zorlandıgın hic bir seyi gostermemeye baslıyorsun. Yardıma ihtiyacın oldugunda disini sıkıyorsun, yardım istemek yerine. Zamanla her zorlugu kendi kendine yasamaya o kadar alısıyorsun ki yardım istemek gucune gitmeye basliyor. Kendi ozel alanını korumak icin belli bir mesafede tuttugun en yakınların bile sen gostermedigin icin hic zorlanmadıgını ve hep guclu oldugunu sanıyorlar.

Aslında hakkımız olan ozel alana sahip olmaya calısırken bir anda yalnızlıga mahkum oluyoruz. Bizim tek istedigimiz kendi secimlerimize saygı duyulması aslında, bize sarılmasını bırakması degil.

Oysa ben bol gurultulu uzun masalardaki sohbetleri ozluyorum. Kimseye anlatamadıklarını, bir sekilde atlattıklarını anlattıgın ve o konunun orda kaldıgı masalari. Kisisel alana inanilmaz saygi duyarak yetistirilmis olmama ragmen buyudukce yakın, candan, icice, ‘vıcık vıcık’ iliskileri arıyorum. Sen nasil isteyecegini kara kara dusunurken sen sormadan sunulan seyleri ozluyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *