Evrim

kalp
Benim kafam sebep-sonuc denklemine oturtarak yorumluyor herseyi. Herseyi mantikli bir aciklama yapabildigim miktarda anlayabiliyorum. Hayat ama bildigin mantik disi seyler yasatan, ayni degerleri koysan da denklemin sonunda oransiz sonuclar cikaran bir deneyim. Hayatta 1+1 her zaman 2 degil. Hal boyle olunca benim verdigim ilk tepki kendimi o durumdan cikarip olay her ne ise ona uzaktan bakmaya baslamak oluyor.

Olaylarin icindeyken herseyle duygusal bir bag kuruyorsun. Her sey canini yakiyor. Isyan ediyorsun. Disindayken ise kabul etmek daha kolay geliyor. Kendimi o durumun icinde degil, tam tersine disinda tutuyorum. Ki boylece anlamak ve aciklamak zorunda kalmiyayim. Olaylarin disindayken ‘bu sadece bir istisnaydi’ deyip hayatina devam edebilme ihtimalin oluyor. Isin hesabina kitabina girmiyorsun, tamam diyorsun 1+1  sifir diyorsa hayat, sifir olsun. Belki de bu yas tutmanin ‘kabul etme’ kismidir, bilmiyorum.

Ama yasananlara ne kadar disaridan bakarsam bakayim kabul edemedigim ve canimi acitan o kadar cok sey var ki.

O artik benim bildigim, beni buyuten, dogru ile yanlisi ogreten, her daim guclu durusundan taviz vermeyen, gururlu insan degil. Bu yeni insanin her gecen gun baska bir yonunu goruyorum, taniyorum. Sanki yepyeni bir insanla tanismak gibi. Hic alisik olmadigim bin tane seyle beklemedigim anlarda yuzlesmek zorunda kaliyorum. Insanin bir omur boyu neler yasayabildigini, aslinda ruhumuzun ne cok evrimlerden gectigini birebir goruyorum.

Diger yandan durmadan o gunun sabahinda onu dusunuyorum, yataktan kalkmadan once aklindan gecenleri, kendi yatagindan son kez ayaga kalkmasini, her sabah yaptigi gibi kendine kocaman bir turk kahvesi yapmasini. Her sabah gibi gune baslamasini. Hayat bu sonucta, uc asagi bes yukari ne olabilir ki diye dusunmesini belki de. Annemi huzurlu bir sekilde yataginda uzanmis elleri kafasinin altinda gulumserken hayal ediyorum. Bu goruntu kalbimi kesiyor.

Bir omurde kac kisi olabiliriz, kac firtinayi atlatabiliriz, hayatimiz ne kadar cabuk alt ust olabilir, onceden cok ufak detay kalan seyler nasil da kocaman yuklere doner birebir gordum. Gorunce iste, hic birseyin anlami kalmiyor. Istedigin kadar disarisinda kal, insan pes edip teslim olmadan yasamaya devam edemiyor.

Mutlu oldugum her anda, ellerim kafamin altinda huzurla uyandigim sabahlarda hayat beni kim olmaya zorlayacak bilmiyorum. Hicbirimiz bilmiyoruz. Ama ne yalan soyleyeyim cok korkuyorum.

Korkmamak icin sanirim, oldugum hic birseye eskisi kadar siki siki tutunmuyorum cunku hic bir seyin anlami yok.

Guzel anlarin anlami var tabii ki, guzel anlar yasadigimiz guzel insanlarin hala anlami var. Sanirim bir tek onlarin var.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *