Japonya – Kasim 2013

Japan
9 – 17 Kasim arasinda is icin Japonya’daydim. 9 Kasim gunu aksam Osaka’ya vardim. Oradan trenle Kyoto’ya gectim.Ilk 2 gun Kyoto’da, sonra birer gun Fukui ve Yokaichi’de kaldim, son olarak haftasonu bir gunlugune Tokyo’ya gidip, Pazar gunu geri dondum. Zaman gectikce bir yerlere yazmazsa detaylari unutuyor insan. O yuzden buraya yazmak istedim.

Oncelikle farkettigim birsey su: 8 seneye yakin suredir Amerika’da yasiyor olsam da, insan kendisini asil dilini ve alfabesini bilmedigi bir yerde yabanci hissediyor. Kelimeleri okuyup uzak bir tahminde bulunmak bile mumkun degil. Ama Japon insani cok kibar ve yardimci olmak icin cabaliyor. Insan soyleneni anlamasa da en sonunda bir sekilde anlasiyorsun. Yerel dili bilmedigin icin kestirip atmiyorlar seni, tam tersine guler yuzleriyle daha az yabanci hissettiriyorlar.
Continue reading Japonya – Kasim 2013

Yasim cocuk

Icimizde doyuramadigimiz bir cocuk var. Hepimiz ilgi istiyoruz, yapayalniz kaldigimiz kalabaliklarda ne yapsak onay bekliyoruz, taktir istiyoruz. Buyurken duymamiz gereken her guzel sozun eksikligini buyudugumuzde anliyoruz. Hepimiz kesfedilmeyi bekleyen yildizlar gibiyiz. Karanlik koselerinde odalarimizin birileri sesimizi duysun diye sarkilar soyluyoruz. Kendi kendimize besledigimiz o essiz umudu birileri daha paylassin istiyoruz. Hepimiz aslinda birbirimize o kadar cok benziyoruz ki. Ne kadar essiz oldugumuzu kanitlamakla ugrasmasak belki de cok guzel yoldas olabiliriz.

Insan anne evine gittiginde yasi ne olursa olsun cocuk oluyor ya, onun eksikligini hissediyorum. Bu duyguyu da susleyip pusleyip guzellestiremiyorum. Guzellestirilecek hali yok cunku. Kirik, yorgun, hem cok genc hem de cok yasli bir duygu. O zamanlarda burnumun diregi titreyip sag gozum yasla doluyor. Sanki kimseye caktirmamak icin sifreli huzunleniyorum.

Hayat ancak sona erdiginde ogrendigin derslerle dolu. Icindeyken sapsal gibi yasiyorsun. Hic bitmeyecek sanip sikayet ediyorsun. Uslu uslu ogreniyorum.