Sakin sabahlar

Bazi sabahlar uyandigimda sokakta tek bir insan yokken, karsimdaki agaclarin dallarindan baska hicbirsey kipirdamiyorken kendime gelmeyi, dusuncelerimi oturtmayi cok seviyorum. Dunden kalan yorgunluklara son bir kez goz atip kabulleniyorum, bugune dair yapilacaklari dusunup hazirlaniyorum. Oyle sabahlarda sanki bazen uykunun bile dinlendiremeyecegi aklim sakinlesiyor.

Insan bir gun burda olmayacagini bilince burda varken yaptigi hersey anlamsizlasiyor. ‘Birseyleri degistirebilirim’ inanci ‘hicbirseye bir etkim yok’ umutsuzluguna donebiliyor. Benim bu ikisi arasinda git-gellerim hic bitmiyor. Bu insanin yasarken yapabilecegi en guzel seyin tek bir insan icin bir dunya olabilmek olduguna inandiriyorum o yuzden kendimi. Insan son nefesini vermek uzereyken onu kendi gibi bilen, birlikte kahkahalar attigi, zor zamanlarda elini tuttugu, konusmadan sevgisini hissedebildigi, yalnizken bile biryerlerde oldugunu bildigi icin teselli buldugu, ne olursa olsun ona sirtini dayayabilecegi bir insan varsa o omur dolu dolu gecmistir diye inaniyorum ben. Tek bir insan icin dunyalar olabilmissen bir iz birakabilmissin demektir aklimca.

Buyuk resime bakinca hersey iyi hos da, resmin detaylarina bakinca goruyorsun ki her insan kim icin ne ifade ederse etsin, ne kadar onemli olursa olsun, bir birey. Sonucta birbirine yoldaslik eden ruhlariz hepimiz, yanyana, ayni yone dogru yuruyoruz ama yollarimiz ayni degil. Kimseyi sikmadan, sevgiyle sevgiye kole etmeden, ozgurlugunden vazgecmesine sebep olmadan, hic mudahale etmeden, ona ait alani saygi duyup gasp etmeden ve kendini de yalniz hissetmeden yanyana yurumeyi becerebilmek ne kadar zor, ne kadar karisik . Hayatta sahip olunmaya deger hersey gibi ne cok emek istiyor.

“Yasamak bir agac gibi tek ve hur ve bir orman gibi kardescesine, bu hasret bizim.”   Nazim Hikmet, Davet.