yepyeni bir sarki dinlerken

Bugun aklimdan gecip de dusunmemeyi sectiklerim:

  • Turkce konusmalari dinlemeyi ozledim. Bunu dun NTV’de bir videoyu izlerken farkettim. Konuk dedi ki: “Espri cok sertse, daha sekerli bir cizgiyi tercih ediyoruz.” Sekerli bir cizgi. Boyle birileri uzun uzun Turkce konussun, ben de dinliyim sanki. Sanirim bunun etkisinden olacak Cuma gunu arastirma konusunu anlatirken biri sanki masal dinliyor gibi oldum. Endokplazmik retikulumdaki proteinler ve masal. Ne kadar alakasizlar. Gene de simdi yazarken bir yandan dusunuyorum, en buyuk derdimiz bu olsun.
  • Herkesin bikkin, bezgin ve depresif olmasindan zaman zaman hissettigim bikkinligi, bezginligi ve depresifligi anlatacak firsat bulamiyorum. ‘Galiba biraz sikildim’ demeyi dusunurken bir anda teselli eden konumuna gecmek saniyeler suruyor. Her zaman pespembe bir dunyaya sahip olmak elbette zor ama bazen ‘normal’ kalmayi da normal kabul etmek lazim. Etrafinda ‘nasilsin, keyfin nasil?’ diye soran ve cevabini dinlemeye hazir birinin varligi aslinda ne kadar onemli.
  • Benim ic sesim, altinci hissim, icime dogmalarim yok. Boyle bildigin dumduz gozle gordugumu veya gozle gormeyi dilediklerimi dusunup, hissedip, konusuyorum. Olmasini umut ettigim seyler var, alakasiz konularda aklima gelen. Ama bu ic ses hadisesini bana yuklememisler.  Dusununce aslinda bir de ic sesim olsa kafami toparlamam cok zor olabilirdi.
  • Duygularimi degil de dusuncelerimi yazmaya daha cok agirlik veriyorum. Dun Esin’in dogumgunuydu, sayfasina birseyler yazmak icin elim klavyeye gitti, durdurdum. Icimden gecenleri, duygularimi dile getirmeyi unutmusum. Sanki hissettiklerimi soylersem uzaktakilerim uzulecek, en canim endiselenecek diye. Birseyleri ozledim demekten bu kadar cekinmemem lazim.

Aklimda birsey daha vardi ama unutmusum. Acaba bu aralar Arjantin nasildir?