18 August, 2010 17:08

Hickimse biraktigin yerde kalmiyor. Belli bir noktada yollar ayriliyor, sen o yeni yolda ilerlerken, o yolu kesfetmeye calisirken bir bakiyorsun aradan yillar gecmis. Kafanda en yakinim diye tanimladiklarin hala ayni kalsa da bir bakiyorsun onlarla hayatin bambaska yollarindasin. En yakinlarinin en yakinim dedikleri isimleri bilmemek, tanimamak, hatta hic gormemis olmak bir tek beni mi uzuyor?

Herkesin hayatina yeni insanlar giriyor, yeni yuzler, yeni isimler, yeni mekanlar…Ama gene de insan o belki de bir elin parmagini gecmeyecek insanlarin hayatlarini bilmek istiyor. Tum zorluklar atlandiktan sonra ozet seklinde duymak veya anlatmak tatmin etmiyor. Seslerini duymak istiyorsun belki de, heyecanlarini, uzuntulerini. Sesini duyurmak istiyorsun her guzel gunde, her zor anda…

Sen yeni seyler yasarken, kimse yerinde durmuyor ki.

Insan sikinti cektikce, zorlandikca, konusacak birilerini aradikca aklina hep ayni isimler geliyor. O insanlarin varligini bilmek seni teselli ediyor. Ama belki kendini yalniz hissettiginden, belki de sebepsiz her gun aklindan gecirdiklerinin aklindan geciyor muyum diye dusunuyorsun. Ama birsey gelmiyor elinden. ‘Keske…’ diyorsun icinden ama bazen susmaktan baska secenegin olmuyor. Cunku hicbir iliski tek tarafli degil.

Bundan yillar once sapasaglam biraktigin baglar, zamanla paslaniyor. Eskimiyor asla. Belki gene bol zamanlarda guzel anilar yaratsaniz paril paril olucak yine. Ama bir araya gelindiginde hic kimse ayni insan olarak kalmiyor ki kaldigin yerden devam edesin. Ve artik kimsenin guzel anilar yaratacak bol zamani yok ki..Belki cocuktuk diye mi kolaydi anilar yaratmak? Bilmiyorum.

Birsey beklememenin en buyuk avantaji bu iste. Kirilmiyorsun. Hayal kirikligina ugramiyorsun. Ama en yakinin saydiklarindan birsey beklemekten vazgecince aslinda onlar en yakinin olmaktan cikiyorlar.

Bulundugun nokta cok arada. Gecmisteki o ana, o kisiye donmek imkansiz, simdi ki zamanda ayni bagi kurmakta neredeyse imkansiz. Geriye kalan aslinda sadece kendini avutmak.

Buyuduk mu ne?

vefa

Hic cicegi olmayan bir bitkiyi ayni rutinde sulamak. Hani belki patlamayi bekleyen bir tomurcuk vardir, belki o haftaki suyunu bekliyordur, belki sirf biri ondan vazgecmeden sulamaya devam ettigi icin tomurcuk acacakmis gibi. Umidi kesmemek ondan, haftalarca, aylarca hep ayni gunde ayni miktarda suyla gidermek susuzlugunu. Kimsenin farketmesine gerek duymadan, hic acmamis belki de hic acmayacak o tomurcuk icin cabalamak. Oldu ki acarsa, cicek bilecek cunku tomurcukken onu cicege donustureni. O narin ruhuyla kirilmasin diye, gucenmesin diye, kendini terkedilmis hissetmesin diye vazgecmemek. Keske hic kimse, hic birsey kendini kirilmis, gucenmis ya da terkedilmis hissetmese hic.

Ortaokulda bir ogretmenim bizim okuldan ayrilip mezun oldugu kendi lisesine gitmeden onceki son dersinde demisti ki..’Vefa onemlidir cocuklar, vefali olun. Ben de gidiyorum cunku vefa borcum var benim okuluma.’

Vefa borcu. Unuttugumuz ne cok sey var.

Hatirladikca anlatirim.