A beautiful day

Insan ne kadar aktarabilir ki aklindan gecenleri, alakasiz anlarda, karambol anlarin icinde  milyonlarca fikri nasil paylasabilir? Paylasmali midir daha dogrusu? Bazi seyler beyinde ameliyat masasina yatirilmali, en derinine inilmeli ve sonra hicbirsey olmamis gibi yeniden dikis mi atilmalidir?

Bir insan nasil tamamen bilinebilir ki?Bir insan bir baskasini nasil en derinine kadar taniyabilir? Veya tanimali midir?Kim kimin en yakini olur? Nasil olur? Gucenmeden, darilmadan, eksik hissetmeden kendini nasil yasanilir? Birilerini gucendirmeden, kirmadan, eksik hissettirmeden nasil yasanir?

Nedir “sen”i, “ben”i digerlerinden farkli, digerlerinden ozel, digerlerinden guzel kilan? Nedir herkesin yasadigini “digerlerinin yasadigindan” ayri kilan? Yalan midir kafamizda kendimize inandirdiklarimiz?

Kimse gercekten bizim sevdigimiz gibi sevmiyor mu? Herkesin sevgisi, aski digerlerinden farkli mi? Ben, biz farkli miyiz gercekten? Yoksa bu sadece bir gunduz ruyasi mi? Kimse gercekten bizim cektigimiz sikintilari, acilari cekmiyor mu? herkesinkinden daha mi agir bizim omuzlarimizdaki yukler?

Ve herkesin yukleri dunyadaki “en agir yuk”, herkesin aski dunyadaki “en buyuk ask” iken, nasil biraraya gelip insanlar birbirlerini gercekten tamamiyla tanidiklarini soyleyebilirler? Kim kimi tamamen anlayabilir?

One thought on “A beautiful day”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *